Doğum Psikoloğu Neşe Karabekir ile Röportaj- Kadın Karar Verir ve Yapar

KADIN KARAR VERİR VE YAPAR…

Neşe Karabekir; İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunu. İngiltere – Keele Üniversitesi’nde Psikolojik Danışmanlık yüksek lisansı yaptıktan sonra, bir süre İngiltere’de GP (General Practice) ile beraber Psikolojik Danışman olarak Stoke-on-Trent’te çalıştı. Türkiye’ye döndükten sonra da, çeşitli özel psikolojik danışma merkezlerinde yetişkinlerle bireysel ve grup psikoterapileri konusunda çalışmalarına devam etti. 

Girişimci olmaya karar verdi ve sırasıyla İstanbul Psikodrama Enstitüsü ve İstanbul Doğum Akademisi’ ni kurdu. Hem uzmanlığını hem de girişimciliğini konuştuğumuz röportajımızda cesur bir kadın girişimci olarak mükemmel mesajlarını sizlerle paylaştı. Bu mesajları içinde “Kadın karar verir ve yapar. Hiçbir güç, hiçbir zorluk karar veren kadını durduramaz. Ben tüm hayatım boyunca her şeyi aşk ile yaptım; insana, hayata, yaradana ve doğaya olan aşktır bu. Önerim nerde ve kiminle ne yaparsanız yapın AŞK ile yapın. Böyle olunca her şey akıp gidecektir. Doğal olanın içinde zorluk, yorgunluk olmaz, kolaylık ve coşku olur” en dikkat çekicileri.

KadınlarArası: Girişimcilik yolculuğunuz nasıl başladı peki?

Neşe Karabekir: İstanbul Psikodrama Enstitüsü yolculuğum oraya öğrenci olarak katılmamla başladı. 1995 yılından itibaren Ankara’da faaliyet gösteren enstitünün İstanbul ayağını da kurucu Deniz Altınay ile faaliyete geçirdik. O günden beri psikodrama çalışmalarıma bireysel ve grup terapisti olarak durmaksızın devam ediyorum. Aynı zamanda meslekdaşlarımı da psikodrama terapisti olarak yetiştiriyorum.

Mayıs 2010 tarihinde dünyaca ünlü doğum hazırlık eğitmeni ve bir aktivist olan Janet Balaskas’ın yönetiminde düzenlenen “Aktif Doğum” ve Dr. Hakan Çoker’in İstanbul’da ve Marmaris’te düzenlediği ‘Doğuma Hazırlık’ kurslarında hem katılımcı hem de eğitimci olarak yer aldım. Bu “orada olma” benim için hayatımın dönüm noktalarından biri oldu ve şu anda ortağım olan Dr. Hakan Çoker ile beraber 2010 yılında Türkiye’de ve dünyada ilk defa doğum ve psikodramanın birleşimi ile İstanbul Doğum Akademisi’ni kurduk.

Geçen sene ise Uluslararası Lamaze Doğuma Hazırlık Eğitimcisi sertifikasını aldım. Bu bahsettiğim dünyaca ünlü kurumlar İstanbul Doğum Akademisi eğitici eğitimini tanıyarak sayfalarına eklediler.

Psikodrama bu sayede anne baba adayının yaşayarak öğrenmesini ve bunu öğrenirken eğlenmesini de hedefliyor…

KadınlarArası: İki konuda girişimciliğiniz var; Doğum Akademisi ve İstanbul Psikodrama Enstititüsü. Bu iki girişimcilik hem fikir anlamında, hem de hizmet anlamında nasıl ortaya çıktı? İkisi birbirini nasıl besliyor?

Neşe Karabekir: Aslında doğum ve psikodrama birbirinden uzak kavramlar gibi görünse de,  yaşadığım bu süreç her iki eylemin birbirini nasıl bütünlediğini gösterdi bana. Doğum hayat ve başlangıç demek. Bu güzel olayı psikodrama ile birleştirdiğinizde ortaya inanılmaz güzel bir tablo çıkıyor. İki kavram aslında birbiriyle dans ediyor. Birbirini çağırıyor. Doğumun şimdiye kadar hep fizyolojik kısmıyla ilgilendik. Bir de zihinsel ve psikolojik boyutu var ki, hem anneler hem de doğuma şahit olanlar bu kısmı hep göz ardı etti. İşte benim her iki disiplini tecrübe etmem sayesinde doğuma yeni bir bakış açısı getirdim. Zihinsel hazırlık kısmında başta bebek olmak üzere anne ve babaların öncelikle doğumlarını nasıl yaşamak istediklerini bilmelerini sağlıyoruz. “Keşkesiz bir doğum”un ilk kuralı bu. İşte psikodrama bu noktada inanılmaz olaylar yaratan bir disiplin haline geliyor. Doğuma hazırlık eğitimleri içinde verdiğimiz psikodrama dersleriyle anne ve bebeğin buluşma anını adeta yaşatıyoruz, anne ile bebeği iletişime geçiriyoruz. Güvenli bir laboratuar ortamında yapılan böyle bir doğum provası hem anne babayı daha da güçlendiriyor, hem ‘anı yaşarken’ tercihleri daha da netleşiyor. Psikodrama bu sayede anne baba adayının yaşayarak öğrenmesini ve bunu öğrenirken eğlenmesini de hedefliyor. Kazanılan bir çok farkındalık da yanlarına kâr kalıyor.

KadınlarArası: Her iki konu da sunulan hizmetler açısından son derece hassas ve önemli. Bu iki merkez insanların yaşamlarına ne katıyor, yaşamalarında neleri kolaylaştırıyor?

Neşe Karabekir: Her iki merkezin ortak noktası şunlar; “farkında olmak”, “orada olmak”, “anı yakalamak” ve en önemlisi “keşke” dememek.  Hayatı fark etmek, “olabildiğince” istediklerini yaşamak kişisel ve beraberinde toplumsal mutluluğu da getiriyor.   Her iki merkezin tek bir hedefi var; insanların hayatlarına ve yeni başlayan hayatlara değer katmak. Hayatlarına dair önemli kararları vermelerine sadece yardımcı oluyoruz. Kısaca farkındalıklarını  artırmalarına katkı sağlıyoruz.

Bebeklerinin varoluşunda onlara saygı gösteren aileler kanımca daha sonrada onlara saygı gösteren ebeveynler haline dönüşüyor…

KadınlarArası: Doğuma hazırlık, doğum ve doğum sonrası dönem kadınlar başta olmak üzere tüm aile için çok önemli. Siz merkezinize başvuranlar için bu süreci kolaylaştıran yöntemler sunuyorsunuz. Bunu yaşadığınız örneklerle aktarmanız mümkün mü? Bu doğum sürecinde merkezinize başvuran aileler sizden aldıkları destekle nasıl bir değişim yaşıyorlar? Ve bu onların ve yeni doğanın yaşamına nasıl yansıyor?

Neşe Karabekir: İstanbul Doğum Akademisi olarak bizim arkasında durduğumuz bir kavram var. O da “keşkesiz doğum”. Keşkesiz Doğum, tıbbi bir engel olmadığı sürece kendiliğinden başlayan, doğal hormonların optimum koşullarda aktif olarak salgılandığı, mümkün olduğunca müdahale edilmeden yapılan, bebeklerin doğar doğmaz anne ( anneye bakım gerekirse baba) kucağı ile buluştuğu ve doğum şekli ne olursa olsun doğuma şahit olan herkesin doğumdan «KEŞKESİZ» çıktığı doğumlardır. Keşkesiz doğumda doktor, ebe/doula ve doğum psikoloğundan oluşan bir ekip çalışır.

Bu doğum felsefesi ilk olarak İstanbul Doğum Akademisi tarafından uygulanmaya başlanmış ve tüm dünyada da ilgi ile karşılanmıştır. Keşkesiz doğumların, keşkesiz bir gelecek yaratacağı inancı çevresinde  şekillenmiştir.

Akademimize başvuran ebeveynler doğumlarını nasıl gerçekleştirmek istediklerini, kendileri ve bebekleri için doğru olanın ne olduğunu öğreniyorlar. Kendilerine ve bebeklerine odaklanıyorlar.  Bebeklerinin varoluşunda onlara saygı gösteren aileler kanımca daha sonrada onlara saygı gösteren ebeveynler haline dönüşüyor.

KadınlarArası: Merkezinizdeki doğuma hazırlık eğitim ve destek programlarına sadece anne adayları mı katılıyorlar?

Neşe Karabekir: Sadece anneler katılmıyor.   Başta anne baba olmak üzere ailede bebek bekleyen tüm fertlere yönelik “keşkesiz doğuma hazırlık eğitimlerimiz” her ay düzenli olarak gerçekleşiyor. Katılım talebine göre bu eğitimlerin sayılarını artırabiliyoruz. Ayrıca hamile pilatesi ve yogası, doğum sonrası anne-bebek yogası , bebek bakımı, emzirme eğitimlerimiz ve ebeveyn akademimiz de annelerin ve hatta bebeğe bakacak olan herkesin ilgisini çekiyor.

Bunun yanı sıra Akademimiz’de hem doğuma hazırlık konusunda kendini geliştirmek isteyen ve “keşkesiz doğum ekibinin” bir parçası olmak isteyen ebelere, sağlık personeline yönelik eğitimler, doğum destekçisi olarak çalışmak isteyen herkes için (sağlıkçı olmak gerekmiyor) doulalık eğitimleri de yer alıyor.  “Keşkesiz Doğum Merkezi” olmak isteyen kadın doğum hekimlerine ise ayrı bir eğitim paketi sunuyoruz.

Her doğum anneyi çevreleyen farklı farklı başka duygularla gerçekleşir…

KadınlarArası: İlk kez anne olacaklarla ikinci veya üçüncü kez anne olacakların aldığı destek ve eğitim programı aynı mı oluyor?

Neşe Karabekir: Aslında bu durum anne adayına göre değişiyor. Önemli olan kaçıncı doğum olursa olsun sonunda keşke demeyecek doğumlar yaşanması. 2. veya 3. doğum annenin tercihine göre değişiyor. Örneğin ilk doğumu sezaryen operasyonu ile gerçekleşmiş ama 2. doğumunda doğal doğumu tercih eden anne ve babalar için olduğu gibi sezaryen tercih edenler için de Keşkesiz Sezaryen veya Anne-Bebek Dostu Sezaryen olarak nitelendirdiğimiz doğuma hazırlık eğitim paketi içinde sunduğumuz modüllerimiz yer alıyor.

Şunu unutmamak gerekir; annenin kaçıncı doğumunu yaptığından çok, bağımsız olarak her doğum tektir ve biriciktir. Her doğum anneyi çevreleyen farklı farklı başka duygularla gerçekleşir. Bunu asla unutmamak gerekir. Eğitimlerde sunduğumuz her şey kanıta dayalı bilgilere dayalıdır. Bence diye bir şey yoktur, her konuda yapılmış araştırmalar vardır. SSVD (sezaryen sonrası vaginal doğum) ise yine kanıta dayalı oranlarla eğitimde anlatılmaktadır.

KadınlarArası: Anne adayları genelde size bilinçli olarak mı geliyorlar? Çünkü bizim kültürümüzde doğuma hazırlık ve doğum sonrasında büyükler tarafından yönlendirmeler çok olur.

Neşe Karabekir: Doğuma hazırlık kavramı ülkemiz için çok yeni. Özellikle sezaryenin son yıllarda artmış olması ve normal doğuma dönüş trendi ile beraber doğuma hazırlık daha çok araştırılan bir konu oldu.  Toplumumuz normal doğum ile ilgili ağrılı sancılı, çok can yakan bir eylem olduğuna dair  negatif bir hipnoz altında. Her gebenin duygularını olumsuz etkileyecek en az bir hikaye var akıllarda. Komşular, teyzeler, babaanneler hatta televizyonlarda yayınlanan diziler… Oysa ki her hamilelik-doğum biriciktir, herkes kendi doğum hikayesini yaşayacak ve bir daha tekrarlanmayacak. Bu nedenle hiç bir anne keşke dememelidir.  Biz doğala karşı negatif etki yaratan düşünceleri doğuma hazırlıkla giderilebileceğine inanıyoruz. Bize gelen gebelerin bir kısmı gerçekten negatif bir hipnoz altında olduğunu bilmeden geliyor ve bir kadın bir erkek bir anne –baba ve en önemlisi bir insan olarak bilmesi gereken doğum hakkını öğreniyor. Bazıları ise okuyarak gelmiş oluyorlar ve pratik kısımları deneyimlemek için katılıyorlar.

Kadının hiçbir şeyi kontrol etmeden kendi içine dönmesi, bedenini takip etmesi ve bebeğine odaklanması gerekir…

KadınlarArası: Anne adayının biyolojik olarak doğuma hazırlanması çok önemli, ama psikolojik olarak hazırlanması ondan daha da önemli. Tabii bu ruhsal boyut gebeliğin her ayında gelişerek artıyor, ve her anne adayına göre değişebiliyor. Yaşadığınız deneyimlere bağlı olarak bizimle paylaşabileceğiniz örnekler var mı?

Neşe Karabekir: Biz programlarımızı kısaca “Fiziksel Destek Zihinsel Arınma” olarak özetliyoruz. Yukarıda da bahsettiğim gibi doğumla ilgili negatif hipnozların giderilmesi için doğuma psikolojik destek çok önemlidir. Psikolojik hazırlık birkaç alanı içeriyor. Doğum tam bir teslimiyet ve güven halidir. Kadının hiçbir şeyi kontrol etmeden kendi içine dönmesi, bedenini takip etmesi ve bebeğine odaklanması gerekir. Bunun için içerden ve dışarıdan gelecek uyaranlara kendini kapaması çok önemlidir. Bu nedenle psikolojik hazırlık aynı zamanda gebenin eski travmalarından, geçmişin ağırlıklarından, kaygılarından arınması demektir. Kendi doğumunu bilmeli, annesiyle ilişkisini incelemeli, korkularını ertelemek yerine cesaretle üzerinden çalışıp onların doğum esnasında veya sonrasında hiç kontrol edemeyeceği bir zamanda çıkmasını engellemelidir. Psikolojik hazırlık çok soyut gibi görünse de neredeyse doğum şeklini değiştirecek derecede etkilidir. Böyle bir hazırlık kişiyi sonuç ne olursa olsun “keşkesiz” bir doğuma götürecektir. Örnekler çok…doğuma da girdiğim için o anda ortaya çıkan bilinçaltı hikayeleri hem inanılmaz hem de kişiyi zorlayacak nitelikte. Mesela doğum esnasında daha önceki düşük ve kürtajlarını hatırlayan, kendi doğumunda yaşadığı zorluğun aynısını yaşayacağını sanan oldu. Bir keresinde hamilelik boyunca tüm temizliği yaptığımızı düşündüğümüz halde ilerlemeyen bir doğum eylemi vardı acaba babadan mı kaynaklanıyor diye babayı dışarı aldım. O anda konuşurken babanın babasının o gün ölüm yıldönümü olduğu ortaya çıktı. Vücut her şeyi hatırlamış ve strese girmişti ve annemiz de bunu biliyordu. Hemen psikolojik rahatlamayı yaptık ve doğum eylemi yarım saat içinde tekrar hız kazandı. Bazen de doğum anında ebe ve doktorun bir stresi olabilir. O yüzden doğum anının psikolojik steril olmasını sağlamaya çalışırım.

KadınlarArası: İstanbul Psikodrama Enstitüsünde farklı gruplar için psikodrama programlarınız var; kadınlar, çocuklar, ergenler… Bu gruplarla ilgili programlarınızdan da biraz bahsedebilir misiniz?

Neşe Karabekir: Tabi. Psikodrama zaten tüm gücünü yaratıcılık, spontanite ve eylemden alır. Bu nedenle çocuklar ve ergenler üzerinde çok hızlı işleyen bir tekniktir. Sosyal ilişki veya her türlü zorluğu olan çocuk ve gençler hem eğlenerek hem de birbirlerinden öğrenerek hayata hazırlanırlar.

Gündüz kadın grupları ve akşam karışık yaşantı gruplarında ise gerek belirli sorunlar gerekse kişisel gelişim için bir süreç vardır. Her hafta 2 saat yapılan grup seanslarında kişiler başkalarının hayatlarında canlı cansız aldıkları rollerde hem farkındalık kazanırlar, hem de birbirlerinin hayatlarına dokunurlar. Grup çalışmalarının en önemli avantajlarından biri de evrensel olması ve güvenli bir ortamda akla gelebilecek her şeyin provasının etik çerçevede yapılabilmesidir. Bir psikodrama sahnesinde kişiler ölmüş olanla konuşur, geçmiş ve geleceğe gider, rüya ve fantezilerini yaşayarak canlandırabilirler. Böylece gerçek dramatizasyonla yeniden canlandırılır. Ve kişilerin algıları yeniden dönüştürülür. Anının kendisi değil ama kişinin o anı algılaması değişebilir.

Her defasında yeni hayatların başlangıçlarına şahit oluyoruz…

KadınlarArası: Her iki girişimciliğinizde de nasıl bir ekiple çalışıyorsunuz, ekipte nelere önem veriyorsunuz?

Neşe Karabekir: Harika ekiplerle çalışıyorum. İstanbul Doğum Akademisi’nde doktor, ebe, doula, yoga eğitmenleri ve psikologdan oluşan doğum ekipleriyle çalışıyoruz. IPI’de birlikte çalıştığım ve özellikle psikodrama konusunda uzmanlaşmış psikolog arkadaşlarımla beraber çok renkli ve hedef odaklı bir ekibiz. Ortağım Deniz Altınay çeşitli psikodrama kitapları yazmış çok değerli bir psikodrama eğitimcisidir. Diğer tarafta İstanbul Doğum Akademisi’ndeki ortağım ise Op.Dr. Hakan Çoker Keşkesiz Doğum ekibi için çok büyük bir karar alarak “ebesiz ve doğum psikologsuz doğuma girmem diyerek” kadın doğum camiasında çığır açmıştır. Çok çalışıyoruz ama bu çalışma keyifli. Sonuçta baktığınızda her defasında yeni hayatların başlangıçlarına şahit oluyoruz. En büyük motivasyonumuz doğumunu istediği gibi yaşayan ebeveynler ve doğum tamamlandığında doğuma şahit olanların gözlerdeki o mutluluk ifadesi. En önemlisi “iyi ki” ler. Biz “iyi ki” ler için gönüllerimizle çalışan bir ekibiz.

KadınlarArası: Her ikisi içinde gelecekteki planlarınız nelerdir?

Neşe Karabekir: Tabii ki büyümek ve arkasında durduğumuz kavramları daha fazla kişiye duyurmak için çalışmak. Özellikle İstanbul Doğum Akademisi olarak “keşkesiz doğumlar”ı artırmaya yönelik hedeflerimiz var. Bunun için ortağımla beraber tüm Türkiye’yi ve hatta dünyayı dolaşıp kadınlar için çok özel bir duygu olan doğuma götüren uygulamaları anlatıyoruz. Ve de yavaş yavaş eğitimleri bugüne kadar yetiştirdiğimiz “keşkesiz doğum” takımları üzerine kaydırıyoruz. Örneğin çok yakında “keşkesiz doğum”u bizzat kendisi yaşayan eğitimlerimize katılarak İstanbul Doğum Akademisi’nin felsefesini içine sindirmiş bir psikolog arkadaşımız Anadolu Yakası’na 2. İstanbul Doğum Akademisi’ni açacak. Bu bir büyüme girişimi. İş ortaklarımızı seçerken çok seçiciyiz. Bu örnekleri daha da çoğaltarak yaygınlaşmak istiyoruz.

Doğuma Hazırlık eğiticisi-doula ve doğum psikoterapisti eğitimlerini 2 senedir devam ettirip doktor, ebe, hemşire, psikolog, doula, yogacılar ve başka meslek gruplarından 100 kişiyi eğittik. Her sene eylül ayında 9 ay 10 gün süren eğitimimiz başlar ve mayısta biter. Sağlık dışından bu eğitimleri almak isteyenler için bir tane ‘temel doğum bilgisi’ modülü ekstradır. Böylece Türkiye’nin her yerindeki kadınlara, anne baba adaylarına ulaşabiliyoruz.

Öte yandan birikimlerimizi toplum için kullanıp daha fazla kişiyi doğuma hazırlık ve doğumlarını fark etmeleri için paylaşmaya devam ediyoruz.  Biliyoruz ki doğum bir insan hakkıdır ve herkes doğumuna sahip çıkmalıdır.

Hiçbir güç hiçbir zorluk karar veren kadını durduramaz.Ben tüm hayatım boyunca her şeyi aşk ile yaptım; insana, hayata, yaradana ve doğaya olan aşktır bu. Önerim nerde ve kiminle ne yaparsanız yapın AŞK ile yapın. Böyle olunca her şey akıp gidecektir…

KadınlarArası: Kadın girişimcilere bir mesaj vermek isteseniz, ne dersiniz?

Neşe Karabekir: Yaşamın kadın ve erkeğin oluşumundan ve daha çok kadından başladığını düşünüyorum. Kadınların doğum anını yarattıkları gibi kendi doğalında bir yaratıcılığı zaten var. Bu otomatik olarak girişimcilik tarafını da getiriyor. Zaten kadın karar verir ve yapar. Hiçbir güç hiçbir zorluk karar veren kadını durduramaz. Sadece kültürel ve bazen sonradan öğrendiğimiz etkiler vardır ama bunlar gerçekten bize ve doğamıza ait değildir. Gerçekten korku ve tedirginlikle sonradan öğrenilmiştir. Bu nedenle deneme ve yaratma cesaretini kaybetmemek gerekir. Ben tüm hayatım boyunca her şeyi aşk ile yaptım; insana, hayata, yaradana ve doğaya olan aşktır bu. Önerim nerde ve kiminle ne yaparsanız yapın AŞK ile yapın. Böyle olunca her şey akıp gidecektir. Doğal olanın içinde zorluk, yorgunluk olmaz, kolaylık ve coşku olur.

Kaynak: http://www.kadinlararasi.com/0001_girisimci/kadin-girisimci-nese-karabekir


Bu içeriği faydalı buldunuz mu?:

0 votes, 0 avg. rating

Paylaş:

Yorum Yap