Gerekmedikçe Doğurtulmamak Lazım

Doğum fizyolojik bir olaydır. Vücudun normal bir fonksiyonudur.

Her fizyolojik olay gibi bu vücut işlevinde de bazen patolojik olaylar olabilir. Yani o işleyişi bozan bir hastalık ya da engel çıkabilir.

Ama bu olasılığın var oluşu, doğumun kendisini tedavi edilmesi gereken bir hastalık haline getirmez.

 

Doğum yapan kadın gebedir, hasta değil.

Hasta gebeler de vardır. Hasta gebelerin varlığı tüm gebelerin hasta olduğu anlamına gelmez.

Bazı doğumlarda sıkıntılar yaşanır. Bu durum tüm doğumların sıkıntılı olduğu anlamına gelmez.

Bazı doğumlar ağrılıdır, zordur. Bu, her doğum ağrılı olacak anlamına gelmez.

Bazı doğumlar keyiflidir, o kadar ki anne güle oynaya doğum yapar. Bu, her anneye bu nasip olacak anlamına gelmez.

Bazı annelere sezaryen ameliyatı ile doğum yaptırmak gerekir. Bu herkes sezaryen doğum yapsın anlamına gelmez.

Bazı bebeklerin normal yolla doğmaları risklidir. Bu tüm vajinal doğumların riskli olduğu anlamına gelmez.

Sezaryen ile doğumda 5 dakikada bebek dünyaya gelir. Bu bebeğin sağlıklı doğduğu anlamı na gelmez.

 

“Doğum fizyolojik bir olaydır. Vücudun normal bir fonksiyonudur” demiştik.

 

Doğum yapabilmek için orada olması gereken sadece iki kişi vardır: Anne ve bebek. Zaten ikisinden biri olmadı mı ona doğum denmez. Doğumda bulunan diğer kişilerin tek görevi vardır, anneyi desteklemek. O kişi bir ebe ise ek olarak tıbbi açıdan her şeyin yolunda gittiğinden emin olma ve gerekirse ilk müdahaleyi yapıp doktoru doğuma çağırma görevi vardır. Ama kimse bir bebeği annesinin rahminden doğurtamaz. Kimse kimseyi DOĞURTAMAZ. Hiçbir kimse gelip midenizdeki besinleri sindirtebilir mi? Hiçbir kimse gelip böbreğinizden idrar süzdürtebilir mi? Kimse de gelip bebeğinizi sizden doğurtamaz.

 

“Her fizyolojik olay gibi bu vücut işlevinde de bazen patolojik olaylar olabilir. Yani o işleyişi bozan bir hastalık ya da engel çıkabilir” demiştik. İşte o zaman devreye tıp girer. Tıp doktoru, yani kadın doğum uzmanı böyle bir durumda devreye girerek ilaçlarla (suni sancı vererek) veya mekanik destekle (vakum, forceps ile bebeği çekerek) ya da sezaryen (ameliyat) yaparak bebeğinizi doğurtur. İşte bu DOĞURTMAKtır. Midenizden besinler geçmiyorsa mide ameliyatı yapmak ya da böbreğiniz çalışmıyorsa diyalize almak gibi, doğurtmak da bir tıbbi tedavidir. Mide ameliyatının da riskleri vardır, diyalizin de. Risklerine rağmen yapılır çünkü yapılmaması daha risklidir. “Doğurtmak” da bazen gerekir, bu gereklilik varsa ya o doğum risklidir ya da gerçekleşemeyecektir. Ancak durduk yere, yani doğumda öngörülebilen bir risk ya da patoloji yokken bir tıbbi müdahale yapmak sadece o müdahalenin risklerini getirir. Avantajlarını değil.

 

Her tıbbi müdahale ya da tedavinin yan etkileri ve komplikasyonları vardır.

Her tedavi gerektiğinde hayat kurtarır.

Gerekmediğinde adı üstünde gereksizdir.

Gerektiği anda her kadının tıbbi yardıma ulaşabilmesi en temel insan hakkıdır. (Kadının doğumda ihtiyacı olan tıbbi bakıma ulaşma hakkı.)

Gerekmediği halde sezaryen yapılması ya da türlü müdahaleler ile doğum sürecine karışılması ise en temel insan haklarının ihlalidir (Her bebeğin sağlıkla doğma hakkı.)

 

Ben doğal doğumcu değilim.

Benim hedefim tüm bebeklerin doğal yolla doğmasını sağlamak değil.

Ben bir kadın doğum uzmanı olan tıp doktoruyum.

 

Gerçek tıbbi doktorluk, fizyolojik işleyişinin korunması ve risklerin ve patolojik durumların zamanında öngörülebilmesi ya da tanınabilmesi için çalışmaktır. Tıp sayesinde mümkün olduğunca bebekler doğal ve rahat bir şekilde dünyaya gelirler, anneler güzel ve sağlıklı bir doğum deneyimi yaşarlar. İhtiyacı olan anne ve bebeklerin ise gereken tıbbi yardıma ulaşabilmelerini sağlamak sağlık sisteminin görevidir.

Bu hedefe yakın zamanda ulaşmak ümidiyle.

Op.Dr.Semra Özer

HT Hayat sitesindeki yazıdan alınmıştır.


Bu içeriği faydalı buldunuz mu?:

1 votes, 5 avg. rating

Paylaş:

Yorum Yap