Her doğum bir mucizedir

Her doğum bir mucizedir. Ve her seferinde size yani bir şeyler öğretir. Bebeklerin her biri kendi gerçeklerini dünyaya getirir. Ve her bebek sizi bir kez daha şaşırtır.

Emine’nin bebeği de bizi şaşırttı. Şaşırtmakla kalmadı aynı zamanda çok şey de öğretti.

Emine Marmaris gebelerimden biri. Artık zamanımın çoğunu İstanbul’da geçirdiğimden Marmaris doğumlarıma yetişmemin garantisi olmuyor. Bu belirsizlik ister istemez annelere de yansıyor. Emine de birlikte doğum yapamayacağımız konusunda tedirgindi. Ama onlara merak etmeyin diyorum. Bebekler ne zaman geleceklerini bilirler. Son 4 senedir aynı sistemle çalışmama rağmen yetişemediğim bir tane bile doğum olmadı.

 

Her ay yelken yarışlarımız için Marmaris’e mutlaka geliyorum. Gelmişken kalış süremi uygunsa uzatıyor ve gelen gebelerimi takip ediyorum. Bu ay da 31 Mart gecesi, yanımda kızım Doğa ile birlikte Marmaris’teydim. Emine’nin doğumuna daha 2 hafta vardı. Ya da biz öyle sanıyorduk. Nereden bilelim bebeğin bütün planları önceden yaptığını. Gece 05:00’de telefonum çaldı. Bebek geldiğimi ve belki de bunun son fırsatı olduğunu anlamıştı. Emine suyunun geldiğini ve bebeği hissetmediğini söyledi. Normalde evde kalmasını ve hastaneye uygun zamanda gelmesini söylerdim ama bebeğim oynamıyor deyince hastaneye gitmesini söyledim. Neyse ki her şey yolundaydı. Rahim ağzı kapalıydı. Hastanede doğumun başlamasını beklemeye karar verdik.

Öğleden sonra hala doğumun başlamadığını görünce yapay oksitosinle doğumu başlatmaya karar verdik. Suyu erken gelen gebelerimizin ve doktorlarının aslında çok sabırlı olmaları gerekiyor. Bu doğumlar biraz geç başlıyor ama başlayınca da çok hızlı ilerliyor.

Saat 22:00 olduğunda rahim ağzı biraz açılmıştı ama Emine yorulmaya başlamıştı. Bunda bir gece öncesini uykusuz geçirmesinin etkisi de büyüktü. Lütfen doğumun başlarında hep dinlenmeye çalışın. Yorgunluk ve uykusuzluk doğumun önündeki engellerden biri olarak her zaman karşımıza çıkıyor. Tabii bir diğer faktör de yapay oksitosindi. Doğal doğumlarla kıyaslandığında bu doğumlar biraz daha zor geçebiliyor.

(Tabii bu arada içimde yaşadığım çelişkilerden de bahsetmeden geçemeyeceğim. Ertesi gün yelken yarışlarımız vardı ve bu yarış bizim için önemliydi. Tekne kaptanı olarak bensiz yarışlarda derecelerimiz pek iyi olmuyor. İçimdeki şeytan doğumu zorlamamı ve bir an önce sonlandırmamı, olmazsa da sezaryen yapmamı söylüyordu. Ama diğer yanda doğuma inancım, gebelerimle paylaştığım felsefelerim sabretmemi ve doğuma-bebeğe inanmamı destekliyordu. Bu çelişkili duygular açıkçası her doğumda oluyor.Doğru kararlar almak için bilginin yanında hislerinizin de kuvvetli ve inançlı olması gerekiyor.)

O anda bir karar değiştirme gereğini hissettim. İçimden yapay oksitosini kesmek ve kendi doğal akışına bırakmak geldi. Açıkçası doğum sanatında biraz da hisleriniz ve tecrübelerinizle kararlar alıyorsunuz. İçinde yapay oksitosin bulunan serumu çıkararak yerine sadece besleyici sıvı içeren serum koyduk. Meral Ebe’ye sadece takip etmesini ama Emine’yi elinden geldiği kadar desteklemesini rica ettim. Ona güvendiğim için evin yolunu tuttum. Gece belli ki uzun olacaktı. Tabii bu arada takım arkadaşlarına yarışa yetişememe ihtimalinin yüksek olduğunu ve beni beklememelerini istemeye istemeye söylemek zorunda kaldım.

Saat 24:00 olduğunda Emine’nin eşi aradı. Emine’nin çok yorulduğunu ve kesin sezaryen istediğini söyledi. İtiraf etmem gerekirse ilk hissettiğim duygu aslında doğru olmamasına rağmen kızgınlıktı. Bu sezaryeni birçok meslektaşım gibi akşamdan yapıp programıma devam edebilirdim. Bu kadar fedakarlığa rağmen annelerin beni yarı yolda bırakmalarına hakkım olmasa bile bazen bozulmuyor değilim. Ayrıca doğum ilerlemeye başladığı anda her şeyin çok kolay olacağına emindim. Böyle birçok doğum olmuştu. Onlara ebenin muayene yapacağını ve sonra karar vereceğimi söyleyerek telefonu kapattım. Meral Ebe beni 10 dakika sonra aradığında açılmanın ilerlediğini ve doğum yapabileceğini söyledi. Aileye bu durumu anlatarak en az 1 saat daha bekleyeceğimizi ve sonra karar vereceğimizi söyledim. Tabii bu 1 saat kolay geçmedi. Onlar orada doğum yolunda yorulurken ben de evde hiç rahat değildim.

İçinizden geçen soruyu cevaplayayım. Hastaneye neden gitmedim. Bu durumlarda hastaneye gitmiyorum. Çünkü birincisi bebek ve anne iyiler ve ters giden bir durum yok. İkincisi anne-baba-ebe orada zaten uyumu yakalıyorlar, benin varlığım bile bu uyumu bozabiliyor. Ve üçüncüsü anneler yorgun oldukları bu dönemde doktoru görünce çok kolay pes edebiliyorlar. Ve sizden sezaryen isteyen bir anneye hayır demek çok büyük bir sorumluluk istiyor. Hastaneye gitmedim ama telefonum da hiç susmadı.

En son yorgunluktan daldığım bir anda telefon son kez 03:00’te çaldı. Açtığımda Meral Ebe karşımdaydı. İlk cümlem” ne olur tam açıklık olduğunu söyle.” oldu. Evet tam açıklık olmuştu ve Emine doğum yapıyordu.

Hastaneye gittiğimde ilk fark ettiğim şey doğum yatağıydı. Yaklaşık 2 yıldır bu konuda hastaneye yaptığım uyarılar nihayet sonuçlanmıştı. Hem doğum yatağı değişmiş, hem de yatak kapıya değil duvara bakar konuma getirilmişti. Emine’nin de o yorgunluğundan eser kalmamıştı. İnançlı bir şekilde çok güzel ıkınıyordu. Başka bir şey yapmasına da olanak yoktu çünkü bebek artık gelmek istiyordu. Yaklaşık 15 dakika sonra Emine tamamen kendi kontrolünde yavaş ve sakin bir doğum yaptı. Epizyotomi yine yapmama gerek kalmamıştı çünkü tüm kontrol Emine’deydi. Bebeğimiz doğar doğmaz anne göğsü ile buluştu. O anda Emine’nin tüm yorgunluğu gitmiş ve ANNE olmuştu. (Bu arada bu bebekte de kordon iki kez boynuna dolanmış ama hiçbir bulgu vermemişti. Kordon dolanması her doğuma engel değildir. Bir kez daha görmüştük.)

Herkes birbirini tebrik ediyordu. Bu tüm ekibin başarısıydı. Anne yorgunluğa rağmen doğuma devam etmişti. Baba kararlarımıza saygı duymuştu. Ebe 4 saattir takip ediyor ve destekliyordu. Bense yine bebeklere ve doğuma inanmanın başarısını yaşıyordum.

Nispeten zor ve uzun bir doğum hikayesi okudunuz. Bir önce yazdığım Aylin’in doğum hikayesine çok benziyor. Kardeşim, Aylin’in doğum hikayesini okuduktan sonra alaştiri yaptı. Bu zor doğum hikayelerinin anneleri korkutabileceğini söyledi. Evet 5 yıl önce olsaydı haklıydı. Zaten o zamanlar zor doğum hikayelerini çok yazmıyordum. Ama bence halkımız artık bu hikayelere de alışabilecek seviyeye geldi. Anneler artık doğuma daha çok inanıyorlar. Doğumun gerçeklerini yani bazen zor olabileceğini, bazen acil durumlar olabileceğini, bazen istenmeyen şeyler olabileceğini biliyorlar. Biliyorlar ama artık doğumun ne kadar önemli bir an olduğunu da biliyorlar. Annelerin ve bebeklerinin geleceğini etkilediğini de biliyorlar. Bu yüzden artık anneler zor doğumlardan da korkmuyorlar. Korkuları azaldıkça doğumları da zor olmaktan çıkıyor ve kolaylaşıyor. Korku olmayınca bebekler dünyaya daha kolay geliyorlar.

Ben bu doğumda bana güvenen Emine ve eşine, beni bulmuşken doğuma karar veren bebeğimize teşekkür ediyorum.

(Bu arada yarışlarda ilk gün yorgunluktan 3. olurken, ikinci gün ikinci olduk)

Dr.Hakan Çoker

01.04.2011


Bu içeriği faydalı buldunuz mu?:

0 votes, 0 avg. rating

Paylaş:

Yorum Yap